1 Mayıs 2014 Perşembe

Kökleri çok derinde

Şehir Tiyatroları'nın seyirciyle buluşturduğu Kerbela, kanla beslenen insanlığın çölleşen dünyasında kurusa da yaşayan o ağacın hikayesini anlatıyor

Erdem Şimşek



Yaşanılan her şey zamanla bir hikayeye dönüşür. Gerçek, bir anlatı içine yerleşir. Bu, onun her zaman bozulması anlamına gelmez. Bazen o, gerçeğin içinde derin bir acı vardır. O acı, o kadar keskin bir öze dönüşmüştür ki, istese de sönemez, uçup kaybolamaz. Varlık bulmak için bir hikayenin içine yerleşir. Anlatılır, anlatılır, anlatılır… Gerçek belki değişmiştir ama özündeki acı, anlatıldıkça aynı keskinlikle içeride sancır. Gözyaşları akar her defasında; yeniden, bitimsiz… Hikayelerin her kültürde önemli bir yeri vardır. Ancak sözün, anlatının, kitapta yazılı olandan daha önde olduğu Alevi kültüründe hikayeler, inancın da temellerini oluşturur. Kerbela, ne yalnızca bir olay ne yalnızca bir hikayedir. Hasan’ın Kerbela’daki ağaç için Hüseyin’e söylediği gibi “Kökleri çok derindedir”. Onlar için Kerbela, Ahmed Arif’in “Tanı bunları, tanı da büyü” dediğidir. İnsanın insana ettiği, bu dünyanın tarihini oluşturur.

Ağır bir yumruk


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, bu sezon Kerbela’yı seyirciyle buluştururuyor. Ali Berktay’ın yazdığı ve Ayşe Emel Mesci’nin yazdığı oyun, ağır sahnelerle açılıyor. Turnalar dönüyor, hikayenin ilk sözleri anlatılıyor, Hz. Ali’nin öldürülmesinin ardından Hasan ve Hüseyin’in yollarının ayrımı anlatılıyor. Ağır sahnelerle ilerlerken, hiç beklemediğiniz şekilde daha ağır bir sahne tarafından vuruluyorsunuz. Bu ağır, yumruk yediren bir ters köşe. Hz. Ali’nin, oğulları tarafından uğurlanışı, yaratılan görsel efektle ürkütücü ve vurucu bir biçim alıyor.

Üç kadın bir ağaç

Muaviye’nin ölümünün ardından hilafetin oğlu Yezid’e geçmesiyle Kerbela’nın kanlı yolu açılıyor. Hz. Fatma’nın oğlu Hüseyin’in düşüne girdiği sahne, ikinci güçlü mistik etkiyi yaratıyor. Hüseyin’in karanlık kuyularda yaşadığı çıkışsızlığı ve bir annenin öte taraftan oğluna “Gitme diyemem, kal da diyemem” dediği sesi, içimizin duvarlarında titriyor. 2. perdenin başlamasıyla rayına daha çok oturan oyun özellikle akılcı geçişleri, başarılı sahne ve ışık tasarımıyla dikkat çekiyor. Kerbela’daki ağacı, üç oyuncu bedenleriyle oluşturuyor. Bir eğiyorlar dallarını, bir ayağa kalkıyorlar. Ağacı canlı kılarak yarattıkları etki, herhangi bir dekorun yaratacağından çok daha fazla. Koro şeklinde şöylenen şarkılar da bazen kelimeler zor seçilse de, seslerin kullanımı da oldukça başarılı. Sahnelerin ve hikayenin nasıl tasarlandığını izlemek keyif veriyor.

‘Onlar bize çıplak görünürler’

Elbet, bu zor ve ağır bir hikaye. Susuzluğa olduğu kadar adaletsizliğe de mahkum edilenlerin hikayesi. Oyunda bu karanlık ağlarla örülü dünyaya karşı söylenen sözler zaman zaman alkış alıyor. Muaviye’nin ya da Yezid’in suretinde bugünün iktidarının yüzlerini görmek herhaldeki bizim sorunumuz değil. Hüseyin’in devlet erkanı için “Onlar bize çıplak görünürler” demesi gibi, biz de bu kostümlerin, rollerin altında yüzyıllardır yaşayarak bugüne kadar ulaşanları görebiliyoruz. Bir öze dönüşen acı, sonsuza kadar o öze susayan karanlık… Anlatılan insanlığın sonsuz hikayesi…

- 12 Nisan 2014 tarihinde Yurt Gazetesi'nde yayınlanmıştır

1 Ocak 2014 Çarşamba

Başrolde saygıdeğer faşizm!

Bertolt Brecht'in Tiyatroadam tarafından sahneye konan ve rolleri oyuncuların değil kıyafetlerin paylaştığı oyunda, başrolde sinsi ve işgüzarca yükselen faşizm var

Erdem Şimşek


2007 yılında Serdar Akar tarafından kurulan Tiyatroadam tarafından, Ümit Aydoğdu'nun yönetmenliğinde çağdaş bir yorumla sahneye konan Bertolt Brecht'in yazdığı “Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı”nın galası Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde gerçekleşti. Oyunun galasına Genco Erkal, Hakan Eratik, Mehmet Aslantuğ, Kenan Ece, Sarp Akkaya, Selen Uçer, Tolga Örnek, Janset, Hakan Gerçek, Göksel Kortay, İzzet Günay, Aliye Uzunatağan, Ayşecan Tatari, Güven Kıraç, Şoray Uzun, Kerem Kupacı, Serdar Orçin, Mehmet Özgür, Nejat Birecik gibi isimler katıldı.

Brecht’in savaş döneminde yazdığı anti-faşist bir oyun olan “Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı”nı seyirciyle buluşturan Tiyatroadam’ın, bu oyununda; Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile ünlü Chicago'lu gangster Al Capone'un öyküsü örtüştürülüyor. Oyunda, günübirlik çıkarlar adına iktidar ve sermaye sahiplerinin yasaları çiğneyerek işbirliği yaptığında; ülke siyasetinin, toplumsal düzenin onarılmaz ve geri dönülemez bir baskı rejimine dönüşebileceği gerçeği gözler önüne seriliyor. Yücel Erten’in çevirisiyle dilimizle buluşan “Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı”nda; Aşkın Şenol, Ayça Koyunoğlu, Berk Yaygın, Çetin Kaya, Deniz Özmen, Fatih Koyunoğlu, Gökhan Azlağ ve Neslihan Arslan başarılı performansıyla göz dolduruyor. Hızlı bir tempoda ilerleyen oyunda, 8 oyuncunun hiçbirisi başrolde değil. Oyundaki roller dönüşümlü olarak tüm oyuncular tarafından oynanırken, seyirci açısından rolleri belirleyen öğe, kıyafetler oluyor. Bu şekilde bir yandan toplumsal rollerin belirleyiciliğine dikkat çekilirken, oyuncuların da her birinin aynı rolü paylaşırken farklı performanslarıyla ilgiyi sürekli kılan bir seyir keyfi sağlanıyor.

- 19 Aralık 2013 tarihinde Yurt Gazetesi'nde yayınlanmıştır

31 Aralık 2013 Salı

Renkli, huysuz bir dünya

Engin Alkan’ın yazıp yönettiği “Huysuz”da, Moliere’in renkli dünyasının sıvası çatlamış ve renkleri özgürlüğüne kavuşmuş bir versiyonu ile karşılaşıyoruz

Erdem Şimşek




Engin Alkan’ın yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı Huysuz, Moliere’in “Huysuz” karakterini canlandıran ancak son günlerini huzurevinde geçiren bir adamın, üzerine giydiği anılarla döndüğü geçmişin hikayelerini anlatıyor. Doktorlara ve hayali hastalıklarına çok düşkün bir babanın kızını da bir doktorla evlendirmek istemesi üzerine gelişen olaylar, babanın baskın tutmak istediği isteklerine karşı, evin içindeki her karakterin farklı düşler kurması ile ortaya çıkan çatışmalar üzerinden ilerliyor. Beş farklı Moliere komedisinden yola çıkılarak yazılan oyunda Engin Alkan, tiyatronun “yaşayarak” oynandığı zaman nasıl büyüleyici bir hal aldığının çok somut bir örneğini sergiliyor. Hizmetçi rolündeki BKM Mutfak ekibinden tanıdığımız Büşra Pekin de oyunu yukarı taşıyan bir performans sergiliyor. Yarı çatlak, gel-gitli hizmetçi Anjelik rolündeki Büşra Pekin, oyunda tüm karakterlerle en doğrudan temasta bulunarak “tutkal” görevi üstleniyor. Evin gözü, kulağı Anjelik, herkesin kendi düşlerine kapıldığı dünyada her şeyin “farkında” kalan kişi olarak, oyunun ve seyircinin açık bilincini simgeliyor.

KARMAŞIK UYUM

Oyuncuların hepsinin başarılı olduğu oyun, prodüksiyon açısından da oldukça başarılı. Özellikle Tomris Kuzu’nun tasarladığı kostümler, karakterlerin canlandırdığı rolün kendisi gibi üzerlerine oturuyor. İki perdelik oyunun ilk yarısında daha yüksek tempo, daha değişken, sürprizli bir oyun izliyoruz. İkinci perdede bu tempo biraz düşse de iletişim sürekli kılınarak seyirci sürekli olarak oyunun içinde tutuluyor. Yine oyunun içine dahil edilen klarnetçi de tüm bu her şeyin iç içeliğine müziğin de dahil edilmesini sağlıyor. Müzik demişken, oyun “müzikal komedi” olarak tanımlansa da oyunda diyaloglar daha baskın ve müzikal bölümler daha çok geçiş unsurları nitelİğini taşıyor.

- 26 Aralık 2013 tarihinde Yurt Gazetesi'nde yayınlanmıştır

24 Eylül 2012 Pazartesi

Mağara / The Cave

Mağara / The Cave

Mağara / The Cave from Erdem Şimşek on Vimeo.



Karların altında çürük, ölü bir toprak var,
Karda yaşam,
Karın üstünde başka bir nefes...



Under the snow there is dark, rotten, died dirt.
Life under snow,
Another breath up the snow…




Yapım Tarihi - Production Date: Kasım / November 2012
Süre - Duration : 21'30''

Sanat Yönetmeni / Art Director: Ayşe Sağlam
Sanat Asistanı / Art Asisstant: Ersan Kaya
Yönetmen / Director: Erdem Şimşek 

1 Ekim 2011 Cumartesi

Clara



Kamera arkası görüntüleri:

Clara / Kamera Arkası from Erdem Şimşek on Vimeo.



CLARA

Çocukların oyun alanlarının, hayvanların yaşam alanlarının azaldığı İstanbul için bir süper kahramana mı yoksa onları da düşünen bir belediye başkanına mı ihtiyacımız var? Kahramanımız Clara Kent ile bu soruların peşinden gidiyoruz.

Yapım Tarihi: Eylül 2011
Oyuncular: Eda Ceren Çakmak,
Çiğdem Çakmak
Müzik, Kurgu,
Senaryo, Yönetmen: Erdem Şimşek

Ek Not:

Film esas olarak bir yarışma için çekilmişti ve yarışma kurallarında isimlerin yer almaması gerekiyordu, O versiyonun sonu şöyle bir şiirle biter yazılar yerine;
zaman bir yerde hep kopar,
çocuk hep geride kalır.
unutulur, bırakılır...
o çocuk acıyarak,
kanayarak yaşar.
öldü sanırsınız;
bir dil ölür,
çocuk sonsuza kadar susar...

21 Nisan 2011 Perşembe

Kalan Kuşların Şarkısı / Remaining Birds' Song


Kalan Kuşların Şarkısı from Erdem Şimşek on Vimeo.



Kalan Kuşların Şarkısı
English Version: Remaining Birds' Song ( or Remaining Birds Song )

http://remainingbirdssong.blogspot.com/

Ölüyoruz, çünkü ölüyorsunuz diyen kuşlardan insanlara soğuk, acı bir şarkı...

Yapım Tarihi: Nisan 2011
Süre: 07'30''
Deneysel

Yönetmen: Erdem Şimşek





FESTİVALLER / FESTIVALS

Kalan Kuşların Şarkısı ( Turkish Version )

* Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali
- (Erdem Şimşek ) En İyi Görüntü Yönetmeni Adayı. 2011
* Osmaniye 7. Özgür Film Festivali
- Ulusal Belgesel Yarışması - Özendirme Ödülü
* 7. Dağ Filmleri Festivali
* 10. Uluslararası Çevre Kısa Film Festivali
- Belgesel Dalı Üçüncülük Ödülü

Remaining Birds' Song ( English Version)

* 15th International Film Festival on Art, Ecology and Tourism Document.Art. (Romania)
- Ex Aequo Best Ecological Documentary
* 37th EKOFILM International Film Festival on the Environment and Natural and Cultural Heritage (Czech Republic)
* 38th Ekotopfilm International Festival of Sustainable Development Films (Slovakia)
* Toamna la Voronet Festivalul International de Film (Romania)
* Green Screen Fest 2011 International Environmental Film Festival (Serbia)
- Amateur Film Category : Special Mention
* 16th. International Environmental Film Festival "Green Vision" (Russia)
- The Most Original Interpretation of Environmental Problems
* 5th International Film Festival "Steps" (Ukraine)
* RAF - Revija amaterskog filma (Crotia)
* Skepto International Film Festival 3. Edizione (Italy)
* Barents Ecology Film Festival (Russia)
- Special Prize of the Goethe Institute
* Envirofilm 18th International Environmental Film Festival (Slovakia)
* Ecozine Festival Internacional de Cine y Medio Ambiente Ciudad de Zaragoza V. Edicion (Spain)
* 16th. International TV Ecological Festival “To Save and Preserve” (Russia)
* 5th Four River Film Festival (Crotia)
* 14th. Patras International Film Festival (Greece)
-  Distinction for the Sensitivity to Ecology
* Wildlife Vaasa International Nature Film Festival 2012 (Finland)
* VideoBardo 4th. Festival Internacional  de Videopoesia (Argentina)

13 Şubat 2011 Pazar